3 Ekim 2010 Pazar

ŞİİRLERDE BİR KADIN




ÖNSÖZ
Kendimi bildim bileli, gerek kendi yazdığım, gerek bana yazılan hemen her şeyi biriktirme alışkanlığım vardır.
İşte burada derlediğim şiirler (ya da şiir denemeleri) de bu birikimlerin içinden çıktılar. Takdir edersiniz ki; bunları yazanların ve benim kimliklerimizi deşifre etmem düşünülemez bile. Ancak şiirlerin yazarlarından, bu derlemeyi tesadüfen  okuyanlar olursa, sanırım kendi dizelerini anımsayacaklardır.
Bana ulaştırıp da, adıma yazılmış olduğunu dile getirdikleri bu şiirlerde, genelde yazılış tarihlerini tespit edebildiğimden kronolojik bir sıralama uyguladığım söylenebilir. Yalnız bir kişi (5.erkek) benim için yıllara yayılmış olarak yazdığını söylediği şiirlerini tarih düşülmemiş olarak bana ulaştırdığından, onları teslim aldığım yaşıma koymayı uygun buldum.
Bana yazılmış tüm şiirler buradakilerle sınırlı değil ama elime ulaşanlar ve elimde kalanlar bunlar.
Çeşitli kağıtlara yazılmış bu şiirleri daktilo ederken, kağıtların kat yerindeki ya da eski tip fax kağıdının mürekkebi uçucu olduğundan silinmiş bazı kelimeleri anlamlandırmakta zorlandım ve çıkarabildiğim harflerle, oraya en yakıştırdığım kelimeyi koydum. Çok titizlenmeme rağmen, eğer yanlış bir kelime yerleştirdiysem, şiir sahibinden şimdiden özür dilerim.
Şunu da açıklamakta fayda görüyorum; bu şiirler yazanların benimle ilgili olarak beyinlerinden, gönüllerinden geçenlerin ve büyük oranda düş dünyalarının, kendilerince ifade edilmiş halleridir.  Bana ithaf edilmiş ya da bana hitaben yazılmış olmalarının, mutlak yaşanmış olmasını gerektirmediğinin farkında olarak okunmaları dileğimdir.



1. (12 yaş) anne
Annen cefakar kadın

Kimsede yoktur tadın

Evlat öyle varlık ki

Asla alınmaz satın


Yolun aydınlık olsun

Kalbin neşeyle dolsun

Daha çok gençsin yavrum

Talihin açık olsun. 


2. (14 yaş) okul arkadaşı
Isıtalım birbirimizi

Güneşi kıskandıran sıcak nefesimiz,

Sımsıcak duygularımız,

Bitimsiz sevecenliğimizle.

İşte bizim ereğimiz…




3. GELDİM (16 yaş) 1.erkek
Sorma neden yanına öyle koşarak geldim,

Ayrılık duvarını işte yıkarak geldim,

Gönlüme umutları bir bir takarak geldim,

Ayrılık duvarını işte yıkarak geldim.



4. (16 yaş) 1.erkek
Bana bilmece olmaz sensiz geçen bu zaman.

Binler içinde dahi tanırım seni inan.

Arkadaşlarını sarıvermiş bir kolun,

Diğer kolun da belki beni bekliyor şu an.



5. RANDEVU (16 yaş) 1.erkek
Geliyorum, güneşin doğduğu yerde bekle

Elimin-ellerinde kaldığı yerde bekle

Başka bir yer istemem, sakın aldatma beni

O yeşil gözlerinin daldığı yerde bekle…



6. AŞKLARIN EN YÜCESİ (17 yaş) 1.erkek
Yürekten sevenlerin vuslattır her hecesi

Hasretle yananların sabah olmaz gecesi

Gün çekilir ufuktan, gözlere yaşlar dolar

Bir ömür-bin bekleyiş, aşkların en yücesi.



7. (17 yaş) 2.erkek
Ses ver, nefes ver bana.
Seni duymak istiyorum,

Seninle olmak istiyorum.

Bunca yolun ardından

Sana ulaşmak istiyorum.



8. İŞTE SANA (17 yaş) 2.erkek
Tutkusu var gözlerinde uygarlığın.

Bulutlar ağırlığınca yıldırım yüklü,

Patladı, patlayacak…

Oysa seni avuçlarımda

Bir yudum su gibi görmek istiyor yüreğim…

Sana özgü mevsimler yarattım göz bebeklerimde

Gel gör.

Mavisi, yeşili okyanuslarca,

İşte sana sonsuzlukta küçücük bir dünya.

Kayan yıldızlar gibi gel düş kollarıma.

Ne korku olsun yüreğinde

Ne de aklında şüphe.

Bilmez misin ki,

Bütün yıldızlar benim.



9. (17 yaş) 2.erkek
Sabahtan beri aç karnına içtiğim kaçıncı sigaradır bu,
Tütün acısı dudaklarımda ayrılık şarkıları.

Özlem denizlerini yüzüp de geldim, bilemediler

Sevenlerin özlemi mi dolmuş Yalova’ya nedir?..

Oysa yeşil gözlerine bakmak istemiştim,

Seni görebilmek, konuşabilmekti dileğim

Zulmü yalnız bana mı feleğin?...

Öyle demiştin ya, hani hiç ayrılmayacaktık.

Oysa mevsim bile geçmeden bırakıp kaçtın beni.

Ağlamamak mümkün mü

Bu acıya dayanmak ne mümkün?..

Kaç kez adını istedimse yabancı dudaklardan

Unutmuştur seni dediler.

Unutamazsın!

Ben unutmadıkça seni,

Sen terk etmedikçe can evimi…



10. SON BULMASA (17 yaş) 2.erkek
Son bulmasa aşkımız,

Sarmasa ayrılık çaresizliği,

Sürüp gitse mutluluğumuz

Ve ben sana hep umut yüklü şiirler yazsam.


Çalmasa plaklarda hasret kokan şarkılar

Küllenmese kor alev aşkımız

Hasret kavurmasa yüreğimi

Ve ben sana hep umut yüklü şiirler yazsam.


Yılmasa ozan gönlüm harabelerde,

Olmasa içinden çıkılması zor düşlerim,

Mutluluk mahkumluğumuz olsa

Ve ben sana hep umut yüklü şiirler yazsam.



11. ANI (18 yaş) 2.erkek
Bir gün anılara dalarsan

Orada ben yokum, bunu bil.

Parmakların kanunda hasret şarkısı çalarsa

Ağlama sakın, göz yaşlarını sil.

Hayat girdabı beni de sürükler

Ne insanlar görürsün bir yığın suskun.

Sarı bir ümit göverir

Sus bir şey söyleme bozulmasın bu gün.

Kırlangıçlar gelecek sıcak ülkelerden

Yuva yapacak leylek karşıdaki bacaya

Bir sevda söylemim kalacak eski günlerden.



12. (18 yaş) 2.erkek
Dışarıda bir yağmur var

Usul usul yağan

Penceremin perdeleri çekilmiş.

Eski fotoğrafları karıştırıyorum

Eskisi gibisin, hiç değişmemişsin

Aynı yüz, aynı saç, aynı gözler…

Değişen bir benim, biliyorum.


Seni hatırlayışımın kaçıncı gecesi bu?

İçimdeki kin hiç silinmedi.

Ağıtlar, şiirler yine gözlerimde,

Çığlıklar öylesine derin…


Bir bıçak gibi sevda saplanmış yüreğime

Bilesin yine eskisi gibi yanıyorum sana erişmek için.

Sensiz yaşamakların hiç anlamı yok,

Anlamı yok gezdiğim, oturduğum yerlerin.

İçimde sen; yıllanmış bir şarap gibisin.

Yeter artık! Bu acı bitsin.



13. DİLENCİ  (18 yaş) 2.erkek
Sen her gün köşe başlarında

Paramparça urban

Kirli ellerinle ekmek parası için

El açan adam,

Emin ol farkımız yok birbirimizden.

Sen ömrünce beş kuruşu dileneceksin belki,

Biri vermese, ikinciyi bekleyeceksin…

Ben bir kez dilendim,

İnsafsız bir kalbin sevgisiydi derdim.

Öylesine boş kaldı ki elim,

Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.



14. (18 yaş) 2.erkek
Ölümüm senin yüzünden olacak.
Seninle başladım, seninle biteceğim.

Ve bir gün bu yaşamdan çok uzaklara

Başka bir boyuta gideceğim.


Ağlayacaksın, çok yanacaksın.

Sarı papatyalar açacak mezarımda

“sevdi ama sevilmedi” diye yazacak

Yosun tutmuş mezar taşımda.


Karıncalar bayram edecek yer altında.

Hiç bilmediğim kurtları, böcekleri seveceğim.

Gelsen de faydasız artık.

Yok oluşumun son vurgusu bu dizelerim.



15. SİTEM  (18 yaş) 2.erkek
Bu sitem etmelerin,

Bu ağıtların sonu gelecek bir gün.

Bir gün anlayacaksın neden seni aramadığımı,

Neden okumadığımı mektuplarını,

Öylesine çekip gitmiş olmamı,

Böyle suskun kalmamı,

Tüm sitemlerine göğüs germemi

Bir gün anlayacaksın…

Ben; sensizliğin acısıyla yüklü denizde

Küçücük bir kum tanesiyim.

İçimde kol geziyor dert yüklü bulutlar

Ve alabildiğine umutsuz

Ve alabildiğine tutsak

Öyle karanlık bir yerdeyim…

Senden uzakta olsam da inan

Ben hep seninleyim.

Sen bir rüzgar,

Ben bir güz bahçesiyim.

Esiyorsun dallarım kırılacak,

Dallarım zaten kırık

Oysa ki sorun değil

Aramızda ayrılık…

Biz bir damlayı oluşturan zerrecikleriyiz suyun.

Birleşmemiz olanaksız

Ama aynı yolun yolcusuyuz…



16. CANIM KIZIMA  (19 yaş) anne
Yazsam yazsam bitiremem

Arkasını getiremem

Çok uzaktayım yavrum

Hiçbir şey söyleyemem


Istırap yaşım, yoktur yoldaşım

Zehir oldu bana ekmeğim, aşım

Altmışa vardı çileli yaşım

Yaram sarmaya ne evlat var ne kardeşim


Ben yandım kızlarıma

Söyleyemedim babaya

Gezmek, eğlenmek varken

Kim bakacak anaya


Mektup aldım sayılır

Okuyanlar bayılır

Bir gün yüzüm gülmedi

Buna can mı dayanır


Dertlerim dile gelmez

Ananız para etmez

Ne konuşsa suç olur

Çileyi kimse görmez


Araba su mu yakıyor

Kanım durmaz akıyor

Hiç anlamadın beni

Hala yılan sokuyor


Gezsin eğlensin herkes

Ben yokum hiçbir işte

Her şeyi biliyordum

Avrupa’ya gelişte


Düşmüşüm büyük derde

Nerde saadet nerde

Dertsiz insan yatıyor

Bu fani, kara yerde


Ağla ağla kör oldum

Toz oldum, duman oldum

Derdimin ilacını

Aradım bulamadım


Bir ümit iki kızım

Karaymış benim yazım

Derdimi dökmek için

Olsa elimde sazım


Aktör değilim yavrum

Gönlünü kazanamam

Çok üzgünüm Tülay’ım

Daha çok dayanamam


Istırap keder yeter

Haksızlık eden titrer

Ben bunu göremedim

Yeter Allah’ım yeter


Üzüntüme, derdime

Sayfalar kafi gelmez

İnsanoğlu ne gaddar

Haksızlık yeter demez


Unutulmayan işler

Devam ede geliyor

Uğradığım haksızlık

Yüreğimi deliyor


Vurdu bu kahpe felek

Vurdu belimi büktü

Çektiğim acı günler

Dişlerimi hep söktü


Gamımı, kederimi

Sürükleyip getirdim

Istırap çeke çeke

Benliğimi yitirdim.


Yeter Allah’ım yeter

Yok mu bunun çaresi

Tatlı sevgili Tülay

Annesinin bir tanesi


Varsın kör olsun dünya

Çok uzaktadır Kenya

Dertli insanlar için

Ne güzel yerdir Konya


Analık özlemi başka bir duygu

Çoğu insanlarda yoktur hiç görgü

Hasretin kalbime takılan burgu

Baban vurdu annenin kalbine süngü


Dengesiz bir insanla

Başım kaldı belaya

Ona güvenme yavrum

Sonra kalırsın yaya


Lütfen babana söyle

Gam yükünü dağıtsın

Bizi üzen her şeyi

Silsin kafasından atsın


Arzum yalnız mutluluk

İster her şeyi satsın

Şer gelen, bela gelen

Tüm insanlardan kaçsın


Beni de harabeden

Mikropları dağıtsın

Mutluluk yollarını

Yatsın, kalksın arasın


Mutluluk neymiş kızım

Karaymış benim yazım

Tellerine vura vura

Kırıldı kaldı sazım


Türkiye memleketim

Her şeyden kaldım yetim

Uğursuz günde doğdum

Söndü gitti hayatım


Ne çabuk alıştınız

Şu on günlük sürede

Yanlış bir karar verip

Sokma başını derde


Herkes çıkar peşinde

Anlaşılmıyor işte

Çabuk karar verenler

Yaya kalır dönüşte


Sorumluluk yan çizer

Güçlü zayıfı ezer

Ne olup bitiyorsa

Annen hepsini sezer


Söyledim derdim arttı

Haklarım yere yattı

Zaman geldi ki baban

Beni bir pula sattı


Her şeyi görebilmek

Senin için çok zordur

Menfaatin uğrunda

Senin de gözün kördür


Bildiğin tek şey vardır

Arzu ettiğin hayat

İşte buldun sen onu

Gözün görmez hiçbir halt


Ağaçlar çiçek açar

Mis gibi koku saçar

İnsan da her canlı gibi

Kalpsiz olandan kaçar


Artık benden gün geçti

Yaşamanıza bakın

Bir gün annen ölürse

Ağlamayasın sakın


Ölüm kurtuluş yolu

Gözlerim dolu dolu

Ne yazıyorum bilmem

Şaşırdım sağı solu



17. ÖZLEMEK (20 yaş) 3.erkek
Bu gece öbür geceye benzemeyecek

Gökyüzü yeşilin en güzelini sarmış kollarıyla

Sonsuz karanlığına götürecek…

Bir ay ve bir yıldız parlayacak

Birbirine karşı, birbirinden parlak

Ve birbirinden çok uzak.

Ne ay ne yıldız hiç kucaklaşamayacaklar.

Kıyamete kadar bu yangın, bu özlem sönmeyecek.

Ne zaman dünya güneşin içinden geçecek,

Duygular, hisler, her şey eriyecek,

İşte o zaman ruhum sonsuz huzura erecek



18. (21 yaş) 4.erkek
Uzaklarda olan tüm sevgililer

Özlenir, biliyorum

Ama ben seni

Yanımdayken bile özlüyorum.



19. (21 yaş) 4.erkek
Bazen hatırla beni.

Senin için şiirler yazardım

Derslerin ortasında.

Tuttuğum her işte,

Sana olan aşkımla çalıştım.


Her zamanki neşemi hatırla

Nasıl tutulduğumu

Bir takım delice tutkularla.


Bildiğim bütün şarkıları

Seni düşünerek söylerdim

Bilsin isterdim herkes

Sevdiğimi günlük hayatı.


Aradan yıllar geçti

Belki bir daha seni görmeden öleceğim.

Sevimli bulmazsın şimdi çocukça şakalarımı

Gevezeliklerimi.


Bazen hatırla beni

Bir söz canını sıkarsa.

Üstün bir kişi olamasam da

Fena çocuk değildim.



20. (30 yaş) 5.erkek
Ağacın dalında ağustos böcekleri
Çırpınır durur
Geri getirmek için batan güneşi.

Denizin derinliklerinde
Bir balık sırtı parlar
En umulmadık anda bir umut ışığı gibi.

Batan güneşi seyrettik seninle
Sen Sultanahmet'i düzenledin yeniden
Ben yeşil gözlerinde geçmişi.
Bu kadar uzak,
Bu kadar yakın olmanın korkusu
Ve seninle her şey olağan dışı.

Dudaklarımızda sevgi, gözlerimizde hüzün
Ve çepeçevre kurallarımız
Dikenli teller gibi.

Rumelikavağı'nı sana verdim
En yakışanı da bu zaten.
Zengin bir amcanın kırması kuralları.
Zenginler ve deliler buluştular bir çizgide
Bu çizgiye özlemle doldu içim.

Senin o hassas burnun 
Aldı mı kokusunu içimdeki hüznün
Ve duydu mu çırpınışımı
Geri getirmek için
Geçen günleri...


21. (31 yaş) 6.erkek
Benim üç dünyam var

Bir deniz, bir gökyüzü

Ve bir yeşil bahçe gözlerin.

Geçebilsem bu üç dünyanın içinden,

Nereye varır görürdüm her birinin sonunu.


Bilirim denizi,

Gökyüzünün sonunu da kestiririm belki.

Sormayın ne olur yeşil bahçemi

Bıcırımın gözlerini…



22. (31 yaş) 6.erkek
Bir çiçek koparır da,

Göğsüne ya da saçlarına

Taktım mı

Süslemiş gibi olurum

Dünyayı…



23. ÇİZGİLER (32 yaş) 6.erkek
Yıllar sonra

Sandıktan çıkarılmış

Güzel bir elbisenin

Kat yerleri gibidir;

Acının,

Sensizliğinin,

Kızlarımın yokluğunun,

Yarı yolda bırakılmışlığının

Yüreğimde bıraktığı

Derin çizgiler…



24. YILDÖNÜMÜNE DAİR (32 yaş) 6.erkek
Bir sevgilim vardı

Pırıl pırıldı, capcanlı…

Bezerdi her yanı çiçeklerle.

Gözleri yeşil, depderindi

Görünce beni gülümserdi…

Götürdüler bıcırımı birgün, çok geçmeden,

………

Geri dönmedi.

……..

O günden beri

Ne zaman anımsamak istesem

Unutulmaz bir anını yaşamımın

Güzel bir şeyi

-Ihlara’yı, Karaöz’ü, Çağlarca’yı,

Pazar sabahları çığlık çığlığa yapılan sabah kahvaltıları falan-

Anımsarım bıcırımın

Yeşil, derin ve sımsıcak bakan gözlerini



25. (33 yaş) 7.erkek
Gökyüzünde soluk bir ay

Gönüllerde ise yalnız O AY!

Oy Mehmetim oy!

Arzularını avuçlarında bırakma

Al götür bir sonsuzluğa

Orada çırılçıplak soy…


Mehmet ne yapsın

Yarattığı tanrıya mı tapsın?

Unut kalabalıklardaki yalnızlığı

Yaşa gönlünce, çılgınca…

İster doluya, ister boşa koy

Oy mehmetim oy!


İşte geldik sana doğru koşuyoruz

Geriye baka baka korkuyla susuyoruz.

Bu dalgalar kumları aldığı gibi getirir

Bu çaresizlikler insanı bitirir.

Mehmet ne yapsın sevgi denizinde boğulmalı derken,

Hayalle gerçeği beraber yaşarken.

Böyle olacağını düşünemedik…



26. (anne 33, çocuk9 yaş) 1.çocuk
Bir güneş gibi doğdun,

Bizleri aydınlattın.

Üstümüze gerdin kanatlarını,

Birazcık olsun indirmedin onları.


Sensin benim değneğim,

Sensin benim bebeğim,

Sensin benim tek güzelim,

Sensin benim her şeyim.



27. (anne 34, çocuk 10 yaş) 1.çocuk
Annemin doğum gününde

Anneme armağanım oldu

Tatlı bir öpücük, tatlı bir çift söz.


Ne verseler almam ben,

Annemi alacaklarsa benden.

Ne verseler, ne yapsalar

Alamazlar beni annemden.


28. (anne 34, çocuk 10 yaş) 1.çocuk
Sensiz bir ay geçirdim İstanbul’da,
Anneannem vardı başımda.
Her gün konuşur,söylenirdi,
Böylece kafamı şişirirdi.

Seni göremezdim de ondan,
Alırdım her gece resmini oradan.
Bakardım ona uzunca,
Sonra dalardım uykuya.


29. (anne 35, çocuk 8 yaş) 2.çocuk
Gençken ne güzelmişsin, albümlerde gördüm,
Siyah, beyaz resimlerde.
Ama renksiz,
Ama canlı,
Ama mutlu…
Ne seksekler oynamışsın benim kadarken,
Saklambaçlar oynamışsın
Ağaçların, arsadaki duvarların,
Kum tepelerinin, sokak köşelerinin ardında…
Darılma,
Şimdi de güzelsin.
Gayretin salt iki çocuğa değil,
Karşındaki yapıya da.
Koşturursun oraya,buraya.
Eve gelince,başlarsın yemek yapmaya,
Sonra ödevlerimize yardıma.
Sonra?...
Sonrasını bilmem;
Televizyon mu izler, proje mi çizersin, kaçta yatarsın bilmem…
Bir gece yarısı uyandım aniden,
Sen ablama giysi dikerken.
Taka taka, taka taka…
N’oluyor dedim içimden.
Salona gidince çok şaşırdım gerçekten.
“Anne” dedim, “şu işi bıraksana, haydi artık yatsana”


30. BU BİR GERÇEKMİŞ (anne 35,çocuk11 yaş) 1.çocuk
Bir zamanlar bir anne varmış
Sanki kızı yokmuş gibi her gece dışarı çıkar,
Gece de çok geç dönermiş.
1995 senesinin, Mayıs Ayı’nın ikinci pazarında yine dışarı çıkacakmış.
Kızı annesini durdurmuş.
“Ne o, sana hoşça kal dememi mi bekliyorsun?
Ben her akşamki gibi geç dönerim.
Nasıl olsa alıştın” deyince annesi,
“Anneciğim, gitmeden önce bu gün anneler günü olduğunu hatırlayıp,
Bunları kabul edersen sevinirim” diyerek bir demet çiçek uzatıvermiş.
Anne çok duygulanıp kızına sarılıp ağlamış.
Gece hayatını unutmuş.
Artık kızıyla ilgileniyormuş.


31. ANNEM (anne 35, çocuk 11 yaş) 1.çocuk
Annem benim tek,
Annem benim bir,
Eşi yok benzeri yok.
Sevgisi, merhameti çok.

Hep yanımdaydın sen,
Bıkmadan büyüttün sen.
Sevdin, okşadın hep,
Besledin büyüttün hep.

Değerin büyük gözümde,
Her zaman yaşarsın içimde,
Ödeyemem hiçbir şekilde.
Benim tek, biricik annem.


32. (anne 35, çocuk 11 yaş) 1.çocuk
Sensiz bir gün düşünüyorum
Sensiz çok karanlık.
Sensiz bir sorunum çözülmez anne.

Seni düşünüyorum,
Gelmişsin yanıma,
Sesleniyorsun bana.
Açmışsın renkli kanatlarını üstüme,
“Doğruya, güzele, iyiye git” diyorsun.

Seni düşünüyorum,
Beni çok seviyormuşsun.
“Hep yanındayım” deyip,
Beni kucağına alıyorsun.


33. (36 yaş) 8.erkek
Gülmek için mutlu olmayı bekleme
Belki mutluluk gülüşünde saklıdır.
O iki güzel dişin hep görünsün
Ve hep güneşler açsın yüzünde,
Sana da böylesi yaraşır.


34. ANNE (anne 36, çocuk 9 yaş) 2.çocuk
Ne diyeceğimi bilirsin.
Öylesine laf olsun diye söylemiyorum.
Duya duya söylüyorum,
Doya doya,
Bağıra bağıra…
Sessiz bir çığlık benimkisi.
Elalem duysun diye söylemem.
Anneciğim, sana haykırıyorum.
Seni çok seviyorum.

35. (37 yaş) 9.erkek
Sevilesi kadın,
Kar gibi apak dağ çiçeğim.
Güzellikleri yaratan,
Yaşatan sevdiceğim…


36. HERŞEY YA DA HİÇ BİR ŞEY, YALNIZCA SEN SONSUZA DEK…(anne 38, çocuk 11 yaş) 2.çocuk
Razıyım kralların tacına
Sıkıcı angaryalara
Bana karşı ayaklananlara
Yeter ki sen olasın.

Razıyım yoksulluğa
Aşağılanmaya, acıya
Aç, susuz dolaşmaya
Yeter ki sen olasın.


37. GİZLİ MACERA (40 yaş) 10.erkek
Ben senin yaşadığın gizli bir macerayım,
Anlatılmaz bir roman, kapanmaz bir yarayım,
Sığındığın limanlar unutturamaz beni,
Ben senin yüreğinde en büyük fırtınayım.
O bal dudaklarında eskimeyen besteyim,
Zorlama hiç kendini, aldığın nefesteyim.
Sarıldığın kadehler unutturamaz beni,
Sabahlarında güneş, her duyduğun sesteyim.


38. (40 yaş) 10.erkek
Karanlığa yak bir kibrit
Gel yak bütün geceleri
Sensizliğe mahkum etme
Şiirimdeki dizeleri


39. SENSİZLİK 10.erkek
Bir tutku inan seninle olmak
Ne yapsam yerini kimse almıyor
Tatsız tuzsuz bir şey böyle yaşamak
Sensiz akşamların tadı olmuyor


40. (40 yaş) 10.erkek
Bilemem
Belki kök saldın
Penceredeki saksıya,
Belki mumdun
Eridin az önce
Suydun belki de
İçiverdim.
Ne bileyim…


41. (40 yaş) 10.erkek
Yaşamımızın bu bölümünde
Bizi oluşturduysak biz,
Biz olarak üretip birlikte,
Tüketmeyeceğimiz çok
Şeylerimiz de olacaktır…


42. (40 yaş) 10.erkek
Usulca gelip ardından
Gözlerini kapasam
Bil bakalım kimim desem
Benim adımı söylesen…


43. DOKUNUYORUM YA (40 yaş) 10.erkek
Ne zaman geleceksin,
Ne zaman uykum başına yastık olacak diye düşünüyorsun…
Isırma düşünceni,
Tez geçer bu mahpusluk.
Dokunuyorum ya görmesem de sana,
Sen de bana…
Dün gece bir adam geldi istanbul’a.
Şarkılarında sana dokunduğum,
Sevgini yudumladığım
Adı Jose Feliciano…
Yer coğrafyada sesi çınlıyor halen,
Görmediği dünyada aşkı dinletiyor
“The windmills of your mind”
Diyerek insanlara.
Özlemi dinletiyor ikimize,
“My world is empty without you” da…
Özlemiyor muyum sanıyorsun seni,
Kalemimden sen akmışsın, okumadın mı beni?
…ve sen ulaşsan da bana,çözemezsin ki gözlerimi…
Dizelerim var satır satır,
Her birinde bir teli saçının,
Her tel!inde canım diyen yakarışlarım…
Sana şiirlerimden kazak örüyorum
Ama ne yağmuru ne de seni görüyorum.
Kumaşında sevdalar yüzdürüyorum
Ama ne denizi ne de seni görüyorum.
Sevme şeklini seviyorum Tülay
Ve seni seviyorum…


44. (40 yaş) 10.erkek
Sen nasıl seversin bilmem ama
Ben sevdim mi
Delicesine özlerim.
Haber alamadığımda
Soluksuz kalıveririm…
Sen nasıl seversin bilmem ama
Ben sevdim mi
Yokluğunda delirir
Çılgına dönerim…
Hani derler ya,
Ben sevdim mi
Tam severim…


45. (40 yaş) 10.erkek
Sen yeryüzündeki diğer yarım,
Sen tutunacağım tek dalım,
Bil ki sen yalnızca
Benimsin canım.
Senden başka birini düşünebileceğimi
Aklına bile getirme sakın…


4.  AKŞAMA GÖRÜŞÜRÜZ (40 yaş) 10.erkek
Gözlerin her sabah güneşim olur
Saatini yine dönüşüme kur
Kapıdan çıkarken öpücük kondur
Akşama görüşürüz, hoşça kal canım…

Seninle doludur en güzel düşler
Öyle mutluyum ki, yaşamak ne güzel.
Yemeğe çıkarız biraz erken gel
Akşama görüşürüz, hoşça kal canım…

Hayatım, bir tanem iyi ki varsın
Kalbin sonsuza dek benimle kalsın
Aldığım nefesin yarısı sensin,
Akşama görüşürüz, hoşça kal canım…


47. (40 yaş) 10.erkek
Sevdaya uzanan aydınlık yollar
…ve o yolda ben
Yaşama kaldırılacak kadehler
…ve yanımda sen
Sevgiyle coşacak bir dünya
…ve içinde ikimiz.


48. (40 yaş) 10.erkek
Haydi sevgilim,
Beklenen mutlu sonu bana söyle.
Ya da beraber olduğumuz her an,
Yaşayacağımız mutluluklar için
Diğerlerinden daha anlamlı
Bir tebessüm yolla…


49. (41 yaş) 10.erkek
Şimdi gidiyorsun çiçeğim
Gövden sende, kokun bende kaldı.
Yoksun artık yanımda
Varlığım sende, hasretin bende kaldı…
Beyaz sayfalara yazıldı adımız
Yeşil pınarlarda büyüttük sevdamızı
Bulutlarda gezdik el ele.
Ve sen gittin ya şimdi bebeğim,
Anladım böylesi aşklara
Neden kara sevda dediklerini.

50. (41 yaş) 10.erkek
Dalıp gidiyorsun çok uzaklara,

Döktüğün yaşlara yağmur diyorsun.
Çevir gözlerini, gözlerime bak,
Hayır, yağmur değil, sen ağlıyorsun.


51. YOKLUĞUNUN İLK AKŞAMI (41 yaş) 10.erkek
Dün akşam sessizce veda ederken
Geçmişi yaşadım gözyaşlarımda
Dağ gibi büyüdü hasretin birden
Daha yokluğunun ilk akşamında

Her adım atışta hep geri döndüm
Sokaklar arasında gölgeni gördüm
Acılardan inan bin kere öldüm
Daha yokluğunun ilk akşamında

Ben senin elinde çalan bir sazdım
Bir şarkıydın inan dudaklarımda
Adını buğulu camlara yazdım
Daha yokluğunun ilk akşamında


52. (41 yaş) 10.erkek
Gittin
Yarım bırakıp romanımızı,
Bu güzel şiiri de yarım bırakıp
Gittin be güzelim.
Yaşanacak anıları da
Yanına alıp.
Oysa resmin ağlıyor cebimde…


53. (41 yaş) 10.erkek
Mutluluk taşıyor tüm limanlara
Bizi de götürsün şu giden gemi
Sevinç gözyaşları dolsun gözüne
Yine içip içip sarhoş ol e mi!


54. (41 yaş) 10.erkek
Hasret neden hep bir uçurumun kenarındadır?
Ha! Neden canım?
“sen söyleyince bilcem” deme
Ben de bilmiyorum şu an
Ama baktım da,
Öyle gözüküyor buradan…


55. DUT GİBİYİM (41 yaş) 10.erkek
Kendime dar gelen sıkıntıdayım
Kırık bir keman sesi gibi yorgun
Burnumun ucunu göremiyorum
Kadehler dost, sen bana dargın.

Yokluğunla başbaşayım artık
Belki gelirsin yine ummadık anda
Hala bir telefon bekliyorum
Umut kesilmiyor çıkmadık canda.

İsyanım yokluğuna, ne söylesem yeridir
Yerin hazır masamda, hep sende aklım fikrim
Bu gün de yine sensiz böylece geçiversin
Umutlar tükenmiyor, yarına Allah kerim.

Benim gibi sevenler zaten biraz delidir.
Dut gibiyim inan ki silkelesen düşerim.
Gel sarıl bana, düşmekten kurtar beni
Konuşmaya gerek yok, sessiz sessiz gülerim.


56. (41 yaş) 10.erkek
Sen yokken;
Yaşam dolu dolu görünürdü bana.
Sen olunca;
Yaşamın renklerini de fark ettim birden.
Sen gidince;
Yaşam boşaldı, üstelik renksiz.
Ve yaşam sensizken
Tatsız, tuzsuz, bilinmedik…


57. (41 yaş) 10.erkek
Gülüyorum
Gidişine döktüğüm gözyaşlarıma,
Gülüyorum
Ardından yaşadığım çaresizliğime.
Ama öylesine ağlıyorum ki şimdi
Sensizliğime…


58. (41 yaş) 10.erkek
Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım.
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım.

Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni, seni görebileceğim biçimde ara.


59. (41 yaş) 10.erkek
Seni sahillere yazdım,
Dalgalara sildirdin.
Toprağa yazdım,
Rüzgarlara sildirdin.
Şimdi de kalbime yazıyorum seni.
Haydi sildir bakalım…


60. SEN, BEN, BİZ (41 yaş) 10.erkek
Üç boş sayfa koydum masaya
Bir de kalem aldım elime.
Bir sayfa BENim
Bir sayfa SENin
Bir sayfa da BİZimdi.
BENi bir satırda anlattım
SENi bir sayfada…
BİZim sayfamız boş kaldı.
Kalemden kıskandım,
Kağıttan kıskandım.
BİZi kendime sakladım.
O boş sayfa yerine,
BİZe ait her şeyi
Kalbime yazdım.


61. (41 yaş) 10.erkek
Aşık oldum,
Çünkü sana rastladım.
Sevdim,
Çünkü sevilmeye değerdin.
Mutluydum,
Çünkü seninle her şey farklıydı.
Üzüldüm,
Çünkü seni çok kırdım.
Yıkıldım,
Çünkü beni hiç sevmemişsin.
Ölmedim,
Ölmeyeceğim…
Timsah gülüşleriyle belki de,
Seni ne kadar sevdiğimi yaşadıkça göreceksin.


62. (41 yaş) 10.erkek
Seni hissetmeden yaşamayı
Kabullendim.
Kendime seni özlemeyi
Yasak ettim.
Ama
Kokunu tenimden,
Seni düşümden çıkaramadım.
Gözlerimde yaş olup benden kopacaksın diye,
Çok zaman oldu ki ağlayamadım…


63. (41 yaş) 10.erkek
Yarını nasıl kaçırdım elimden
Bu gün kadar güzeldi biliyorum
Saçları dökülüyordu omuzlarına
Gözleri yeşildi, teniyse buğday.
Sevgilim orada bekliyordu beni,
Uzaklardan geliyordum onun için.
Ağlamak; yanıp, külleşmiş bir tebessümdü,
Oltayı denize sallar gibi attım kendimi ona…

Yarını nasıl kaçırdım elimden
Ah akılsız kafam!
Zamanı evde unutmuşum,
Yağmurun iç çekerek ağlamasından anlamalıydım.
Ah kafam!
Meğer bir yangının yakasına tutunmuşum…

Yarını nasıl kaçırdım elimden
Söyleyecek sözlerim vardı sana
Kurutulmuş bir gül gibi kitaplar arasında kalakaldım
Annem olsaydı yanımda hatırlatırdı
Bir nokta koyardım hiç olmazsa
Yarının yerine…

Nasıl kaçırdım yarını elimden
Beni affet sevgilim,
Yerimde yokum.
Adım atmaya dermanım yok.
Bahçelerde bir düş olarak kalacağım artık
Tanınmayacak haldeyim,
Silindi kokum…


64. BİR GECEYE DAİR (42 yaş) 11.erkek

Sana kır çiçeklerinden allar morlar sarılar getirdim
Gece ılık ve beyazdı

Bir çoban yıldızının
Yitip gitmeden önceki duruşunu gökyüzünden
Biraz ay ışığını denizden avuçlayıp
Sana getirdim.

Bir de şu hiç susmayan ateş böceğinin çığlıklarını.
Eski bir manastırın
Artakalan duvarlarındaki yakarışları getirdim sana.

Avutamaz oldum kalbimi, asiyim.
Kimseleri dinlemez oldum.
Bir yangın var gözlerimde,
Bütün şehri ateşe verip yakabilirim.
Birer birer yaktım gemileri
Deniz tutuştu.

Yüzümü aynalardan silin,
Çünkü yeniden yazacağım tarih kitaplarını.

Çıplak ayaklarıyla
Kumsalda yürüyüşe çıkmış
Aklı bir karış havada hülyalar kuran şu liseli (!) kızı
Tutup boynundan pat diye öpebilirim.
Oysa ki ben
Kırgın ve öfkeliydim.
Şimdi içimi ısıtan bu telaş neyin nesi?
Bu martılar niye uçuşur içimde?

Yirmi beşinci enlemde,
Yirmi beşinci saatteyim.

Dolunay göz kırpıyor.
Sana yakamoz topladım denizden.
Balıkçılara pasaport sorulmaz.

Kendi haline bırakın rüzgarları
İçime kekik kokusu çekeceğim.

65. (44 yaş) 12.erkek
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar
Bakışlarında beni dinlendiren birşeyler var
Kıyısındaymış gibi , en sakin denizlerin
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim, sende dinleniyorum
Bu huzur bu sessizlik hiç bitmesin diyorum
En eşsiz dakkikalar sürsün senin yanında
Hiç yumma gözlerini..ışığım eksilmesin
Gündüzüm, aydınlığım, ipekböceğim benim
Güz bahçemde açılmış, ozan çiçeğim benim
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin
Ayırma gözlerimden..çocuksu gözlerini
O sakin, o yalansız, o kuytu gözlerini                   

66. (47 yaş) 5.erkek
Elim durdu, Naz barında, Do diyezde
Benzersiz bir uçuşta gönlüm,
Düşlerim uzak ve yabanıl nakışlı
Kaçıverecek gibi en ufak kıpırtıda
Öylesine tedirgin,
Mavi değil, suskun ve karanlıktı gök
Yağmurlara gebe.

Bir tohum zorluyordu toprağın setliğini
Günaydın demek için doğan güne.
Gözlerinde çiçeğinin renkleri
Umut doluydu çepeçevre
Unutma ki bir döngüdür evren
Ve SEVGİdir tek gerçeği.


67. (47 yaş) 5.erkek
Birbirine uzaktan bakan iki yalnız ağacız biz
Köklerimiz dokunsa da derinlerde bir yerde
Göremez gözler, gözlerimiz.
Bazen kuşlar konar dallarına
Karşılıklı cıvıltılarıdır sohbetimiz.
Ayaz günlerde karanlık çökünce,
El ayak çekilince, susunca doğa…
Özlem türkülerini en iyi biz söyleriz.


68. (47 yaş) 5.erkek
Derin maviliklerdeysen eğer,
Serbest düşüşteysen bilinmeze ve sarıldıkların su ise,
Koyu mavilikler içinde hiçbir şey göremezsen anılardan başka,
O, orada bakarken sana sisler arasından
Bir görünüp bir kayboluşunu hayra yorarsan,
Bir ceylan hafifçe kaldırıp başını sana baktıktan sonra hızla uzaklaşırsa,
İçin titreyip kalakalıyorsan,
Binlerce şey gelip de aklına
Sözlerini hatırlatıp kendine, hiç birini yapamıyorsan
Korkarak fısıldıyorum kendime
İnsan olmak zor zenaat be… İnsan.


69. (47 yaş) 5.erkek
Türkülü bir ateşte yakıp ozan yanımı
Balıklama dalmak sıradanlığa
Bombooooş olmak,
Fırtına mavisine dalmak varken, nadir de olsa…
Bir deli dalga olup çivit mavisinden,
Beydağlarıyla boy ölçüşmekten vazgeçmek,
Ve küçülüp… görünmez olup sıradan gözlere.
Uç uç böceğiyle arkadaş olmak,
Arıya çiçeği sormak,
Kuşa maviyi…
Onlar gibi görmek dünyayı
Bildiğim, tattığım tüm güzellikleri anlatmak
Hayretle bakan gözlerinde, yiteni bulmak,
Yanına sokulup bir çocuğun, bir gelincik sunmak,
Nasıl gördüğünü anlamak, dünyayı ve insanları…


70. (47 yaş) 5.erkek
Hep  elindeydi elim, hiç kimse görmese de
Hatta sen bile…
İçindekileri görerek, göster renklerini diye,
Yaşama bir şeyler katmak için
Farklısın sen diye,
İnsanlar için, sevgi için,
Farklı bir şeyleri başarmak için,
Böyle gelmiş böyle gitmemesi için
Elindeydi elim…
Bir ayağımız başkalarının gerçeklerine tutsak,
Başka bir dünyadaydı diğeri
Ve elimdeydi elin
Sonsuz yeşilliklerinde dağların
Bulutlarla karışık
İnsanca bir şeyleri paylaştık.
Umutsuzluğa dönüp arkamızı
Özenli, nazik, aynı ulaşılmaz görünen zirvelere bakarak el ele yürüdük.
Bir gece süzülüp odana fısıldadım;
“Güzellikler mi özlemin?
Kendine bak.”


71. (47 yaş) 5.erkek
Gerçeği değil, düş dünyasını yansıtır,
Seni saymazsak eğer… çağımızın tek büyüsüdür şiirler,
Genelde –nadir istisnalar dışında, yani seni saymazsak eğer-
Olanı değil, olması isteneni anlatır.
Seni saymazsak eğer, çok enderdir çakışması gerçekle.
Alabildiğine özgürce koştuğum yeşil çayırları
Derin mavilikleri anlatır şiirler, hele o derinliklerde sen varsan!
Keşfetmek istediğim gizemli vadilere kaçışımdır çoğu kez,
Çoğu zaman da, seni saymazsak eğer, mutlu olduğum tek yer.
Hiç böylesine özgür olmadım yaşamımda,
Hatalar yaptım, yıkıldım kaç kez.
Tek ayakta kalan şiirlerdir sonunda, sevda şiirlerdedir
Ve büyülendiğim gözlerinde.
Gerçekle düşü karıştırdım sayende
Ama hep dost oldum şiirlerle ve hep dost olacağım seninle
Ve bilirim bir başka güzeldir nergis kokan ellerinde,
Ve okursan tadına doyum olmaz dilinde.
Genelde gerçek, insanca doğruyu bulmama yardım eder şiirler.
Paylaşılmasından çok mutlu olurum,
Paylaşılıp, benimsenince büyür şiir.
Sahiplenmek ise yürek ister, selam olsun sahiplenebilene
Kolaydır orasından, burasından bir şeyler bulmak kendine.
Ama şiir gibi bakmak??? Zordur, zor
Seni saymazsak eğer, kendimle konuşmamdır yalın, özgürce,
Sen de sahiplendiğim şiirsin, dikkat et seçimine.
Zordur şiire uymak ya da kendi şiirini yazmak
Hele insan senin kadar –şiir gibi- güzelse.

72. GÜZELLER GÜZELİ ÇİRKİNE HATIRA (48 yaş) 13.erkek 25.03.2008
Sen gidince o yatakta denedim uyuyayım
Uyuyayım da seni rüyamda bir göreyim
O odadan, o yataktan kokunu bir alayım
Uyku vurdu başıma...

Çirkinim sen buradayken

Uyumadım üç gece gündüz
Sen uyurken bir melek gibi sessiz, sakin
Odana girmeye hergün çok bahane aradım
Bir cesaret bulayım
Bu yaşa, bu başa rağmen
Yüzünü, saçlarını okşayayım...

Ben rüyamda, odana girebildim.

Bitmeyen her gecenin her sabahı
Yüzünü okşayarak
Saçını koklayarak
Hele bir kez de öperek... 

Öyle aheste seslendim sana

"Sabah oldu çirkin, haydi kalk"

73. İNSAN (48 yaş) 14.erkek
Hep beraber yazıp, 
Hep beraber oynadığımız
Bu sahnede; Ağlatan sensin, Ağlayan sen. 
Gülen sensin, Güldüren sen. 
Katil sensin, Maktul sen. 
Tanrı sensin, Kul sen. 
Nasıl istersen.. 


74. BAZEN GİTMEK ZAMANIDIR (48 yaş) 14.erkek
Bazen gitmek gerek. 
Sessiz sedasız gitmek. 
Kalamayacağın, kalın çizgilerle 
Belirginleştiğinde 
Gideceksin. 
Kendine kalabilmek için 
Gideceksin. 
Beklentilerini, hüznünü alıp sırtına, 
Koyulacaksın yine yollara. 
Bazen gitmek zamanıdır. 
O zaman geldiğinde, 
Sessiz sedasız Gideceksin.


75. CEZA (48 yaş) 14.erkek

Bir insana verebileceğim en büyük cezadır, 
Kendimden mahrum etmek. 
Onun için öznel bir değersem, 
Onu cezalandırmışımdır. 
Değilsem kendimi ödüllendirmiş.


76. RESMİNE BAKTIM DA YATTIM (49 yaş) 15.erkek
Dün gece senin resmine baktım da yattım
Gecenin kaçıydı, zaman durmuş gibiydi
Gözlerin dalgın, saçların dalga dalgaydı
Ben seni o halinle sevmiştim gülüm.

Çıldıracak gibiyim, seni düşündükçe
Bil seni eskisinden de çok sevdiğimi
Duruşun mahzun, bakışın hüzünlüydü
Ben seni o halinle sevmiştim gülüm.

Son görüşmemiz nerede ve ne zamandı
Tek hatırladığım, saçlarının dalgasıydı
Gözlerin yeşil, bilinmeze dalgındı
Ben seni o halinle sevmiştim gülüm


77. (49 yaş) 15.erkek
Bulutlar hep ağlar, yağmura gebe
Aşkın sıcaklığından etkilenmişçesine
Yaşanmışlıklardan çok, yaşanmamışlara
Hayat devam eder gider, akarcasına
Yağan yağmurlar ıslatmaz beni
Hasretin öyle büyük ki neylesin bülbül
Ağlar ister istemez, bu deli gönül
Hayat devam eder gider, akarcasına


78. SESSİZ SOKAKLAR (49 yaş) 15.erkek
Sen gittin gideli sessiz kaldı buralar.
Yürüyorum sensiz, ıssız sokaklarda.
İnan ki kalmadı ne tadım, nede tuzum,
Sen gittin gideli bil ki uykusuzum…
Zamanla geçer diye, unuturum sandığım
Kalmadı yaşamanın gerçi bir anlamı.
Kim demiş gün gelir, aşk biter diye sonunda,
Yaşıyor yüzün kalbimin en güzel yerinde…
Gözlüyorum yolunu, döneceksin diye.
Belki senin bir izini bulurum diye geziyorum
Her gün aynı sokakları.
Bakıyorum gezdiğimiz her yere,
Yürüyorum sensiz, ıssız gecelerde.
Seni haykırıyor ıslak kaldırım taşları bile
Nereye baksam görüyorum yüzünü
Ne olur geri dön, ölüm beni bulmadan


79. (51 yaş) 16.erkek
Kimler geldi,
Kimler geçti felekten.
Un elerken,
Deve geçti elekten

80. (52 yaş) 17.erkek  (25.12.2012)
Tutuldum bakışına, beni anlıyor musun?
"Seni seviyorum" de, üzme beni, gel bana sevdanı sun.
Doyumsuz sohbetini her an dinlemeliyim,
Al beni gönlüne koy, derindir sana ilgim.
Bir kere kesişti yollarımız, artık ayrılmayalım

81. (52 yaş) 17.erkek  (25.12.2012)
Canımın cananı,
Gönül ülkemin sultanı
Seninle geçsin istiyorum
Kalan ömrümün her anı.

82. (52 yaş) 17.erkek  (24.08.2013)
Sensizim,
Yalnızım,
İsyanlardayım.
Çok bekletme,
Yokluğunda, dardayım...

83. (52 yaş) 17.erkek  (02.09.2013)
Hissederim, anlatamam
Uyku tutmuyor, yatamam
Perim bir gün gelecektir
İki yarım, olacak tam.

84. (53 yaş) 17.erkek  (17.10.2013)
Bayramınız kutlu ola,
Gönlünüz sevinçle dola,
Güzel günler geçiresin,
Sevdiceğinle kol kola.

85. GÜNAYDIN (53 yaş) 17.erkek  (04.04.2014)
Nisan seherinde erken uyandım
Seni hayal ettim, yürekten andım
Bakışını, içten gülüşünü hissettim
Senin oldum, benim oldun, bağlandım.

86. DAHA AYRILIK (55 yaş) 17.erkek  (29.02.2016)

Güzel desem iyi desem dahasın
İçimdeki engin çölde vahasın
Ölüm bile ayıramaz sanmıştım
Sen gittin gideli dinmiyor yasım

Ulularda esen soğuk yellerden
Medet umuyorum yaban ellerden
Umarsızca kapıldığım sellerden
Kurtar beni ya da dönüp bakasın

Evrensel ölçekte uzak olsan da
Belleğimden perde perde solsan da
Işınlanıp beklenmedik bir anda
Düş dünyama yıldız gibi akasın.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder